İstanbul'a gelir gelmez annemlere gittik. Bizimkiler Defne'yi dört gözle beklerken biz de Bibik'i yeniden görecegimiz icin seviniyorduk.
Bibik once koltuklarin arkasina saklanip usulca bizi gözetledi, sonra yerlere yatip kendini sevdirdi. Epey sonra Defne agladiginda gözlerini kocaman acip bakmaya basladi. Defne'yi tanimasi icin once onun coraplarini koklattik Bibik'e, sonra da bir sure karsilikli bakistilar.
Bibik beni annesi, Soner'i de oyun arkadasi zannederdi; bu konuda bir degisiklik yasamadik! Benle yine oynamadi, sadece sevilmek istedi. Soner'le de bir güzel oynadi, kendini sevdirmedi.
Showing posts with label Bibik. Show all posts
Showing posts with label Bibik. Show all posts
Wednesday, April 18, 2007
Thursday, July 06, 2006
Bibik Cezayir’den bildiriyor
Baktim Isil güncellemiyor blog’unu, ben gectim bilgisayarin karsisina.
Havalar birkac gündür cok sicak burada.
Bu sicaklarda hic oyun oynayasim yok.
Isil’in yanina gidip kivriliyorum ben de.
Eskiden ayak ucuna yatardim, simdilerde karninin cevresinde yatmayi daha cok seviyorum. Isil hamileymis! Söylediklerine göre ben “abla” olacakmisim.
Ben coktaaan anlamistim zaten.
Birkac haftayi, mide bulantilari, halsizlik derken zor gecirdi ya simdi daha iyi . Ufaklik, Ocak ayinda aramiza katilacakmis. Ben anlamam ocaktan, subattan ama daha cook var. Pek bir heyecanli bizimkiler.
Sali günü yine yollara düsüyormusuz.
Of ! Yine beni su sevmedigim veterinere götürecekler, o da bana igne yapacak. Sonra ucaga binecegiz, bende hal kalmayacak! Gerci alistim ucaga binmeye ama o kalabaligi, gürültüyü kafam kaldirmiyor.
İstanbul’a gidiyoruz, yasasin! Bu evde ne balkon var, ne de disari cikmama izin var, biraz mutsuzdum o yüzden. Eve gidince yine bahceye cikip arkadasim Mavi’yle oynayacagim! Umarim beni unutmamistir. Siz Mavi’yi bilmezsiniz, bizim apartmanda yasiyor, mavi gözlü bir siyam.
İstanbul’da birkac gün kaldiktan sonra bizimkiler tatile cikacakmis. Ben evde birkac gün tek kalacagim. Isil’la Soner’i özlerim ama iyi olur bir yandan da, kafami dinlerim biraz. Merak etmeyin, daha önce de kalmistim evde tek basima. Radyoyu acik birakiyorlar, müzik falan dinliyorum. Sagolsun Yalcin gelip her gün suyumu, yemegimi veriyor. Gerci laf aramizda, ondan pek hoslanmiyorum cünkü her geldiginde benle oynamak istiyor! Neyse, ne yapalim, sayili gün cabuk gecer.
Bu günlük bu kadar olsun. Mutfaktan kokular geliyor, galiba Isil karpuz kesiyor. Karpuz, benim en sevdigim meyve, zaten bu sicakta baska sey yenmiyor. Benim simdi mutfaga gitmem lazim. Belki sonra yine yazarim.
Havalar birkac gündür cok sicak burada.
Bu sicaklarda hic oyun oynayasim yok.
Isil’in yanina gidip kivriliyorum ben de.
Eskiden ayak ucuna yatardim, simdilerde karninin cevresinde yatmayi daha cok seviyorum. Isil hamileymis! Söylediklerine göre ben “abla” olacakmisim.
Ben coktaaan anlamistim zaten.
Birkac haftayi, mide bulantilari, halsizlik derken zor gecirdi ya simdi daha iyi . Ufaklik, Ocak ayinda aramiza katilacakmis. Ben anlamam ocaktan, subattan ama daha cook var. Pek bir heyecanli bizimkiler.
Sali günü yine yollara düsüyormusuz.
Of ! Yine beni su sevmedigim veterinere götürecekler, o da bana igne yapacak. Sonra ucaga binecegiz, bende hal kalmayacak! Gerci alistim ucaga binmeye ama o kalabaligi, gürültüyü kafam kaldirmiyor.
İstanbul’a gidiyoruz, yasasin! Bu evde ne balkon var, ne de disari cikmama izin var, biraz mutsuzdum o yüzden. Eve gidince yine bahceye cikip arkadasim Mavi’yle oynayacagim! Umarim beni unutmamistir. Siz Mavi’yi bilmezsiniz, bizim apartmanda yasiyor, mavi gözlü bir siyam.
İstanbul’da birkac gün kaldiktan sonra bizimkiler tatile cikacakmis. Ben evde birkac gün tek kalacagim. Isil’la Soner’i özlerim ama iyi olur bir yandan da, kafami dinlerim biraz. Merak etmeyin, daha önce de kalmistim evde tek basima. Radyoyu acik birakiyorlar, müzik falan dinliyorum. Sagolsun Yalcin gelip her gün suyumu, yemegimi veriyor. Gerci laf aramizda, ondan pek hoslanmiyorum cünkü her geldiginde benle oynamak istiyor! Neyse, ne yapalim, sayili gün cabuk gecer.
Bu günlük bu kadar olsun. Mutfaktan kokular geliyor, galiba Isil karpuz kesiyor. Karpuz, benim en sevdigim meyve, zaten bu sicakta baska sey yenmiyor. Benim simdi mutfaga gitmem lazim. Belki sonra yine yazarim.
Monday, April 03, 2006
Bibik'e dair
"Kimsenin zevkine karisilmaz, kedileri ille herkes sevsin demeyecegim , ama ben, kedi sevmeyenlerle anlasamam."
Nurullah Atac
Gecen yil nisan ayinin son günlerinde yolda giderken rastlamistim ona.
Bir sepetin icinde 3 minik kedi yavrusu.
İkisi deve tüyü renginde; biri irice, biri zayif ve halsiz, ücüncü ise alacali, mavis gözlü.
Alisveristen dönüyordum, torbamda firindan yeni aldigim ekmekler vardi. O ekmeklerin kokusundan mi, sicak bir yuva arayisinda olduklarindan mi, birakmadilar beni bir süre.
Ne yapacagimi bilemedim önce. Birakip gitmeye icim elvermedi, ücünü birden eve götüremem...Acikli acikli miyavliyorlardi. Yakinda bir veteriner oldugunu hatirladim, oraya götürürsem belki onlar bu yavrulara birer yuva bulabilirlerdi. Derken beyaz önlüklü bir kadin gördüm kaldirimda. Kedilerin seslerini duyup cikmis, veterinerde calisiyormus, adi Yasmin. Ona biraktim kedileri, gidip bakkaldan süt aldim, Yasmin'e verdim ve eve döndüm.
Yaklasik on gün sonra kediler nasil diye ugradigimda ikisi ölmüs, o cakir gözlü kedi kalmisti geriye. Pek iyi görünmüyordu... Ciktim, biraz dolastim, düsündüm, Soner'i aradim, kediyi eve getirmeye karar verdik. Bilge Karasu okudugumuz günlerdi, adini Bibik koyduk.

Bibik, Haziran 2005, Cezayir
Bir hayvanla yasamak kolay sey degil.
Bir hayvanla iliski kurmak, ona sevgi ve saygi göstermek, sabirli olmak demek. Her seyden önce böyle bir iliskiye hazir olmali insan.
Bilge Karasu'ya kulak verelim yeniden:
"Unutmamak gerek; birbirimize gücümüzü göstere göstere, bu gücü karsilikli olarak, ayarlaya ayarlaya alisiriz birbirimize. Gerci insan, gücünü göstermekten biraz fazlaca hoslaniyor olabilir; en azindan, daha yolun basinda, daha güclü oldugunu anlatmak ister. Hayvanin egitimi dedigimiz sey, güc gösterisidir. Hayvani bizimle yasamaga alistiriyoruz; egitiyoruz. Ne var ki,tek yönlü görünen bu egitim de, gercekte karsiliklidir. İnsan "egitilmeye razi olmazsa, önce, hayvana aci cektirir. Sonrasini düsünmeyelim. Ortaklik bozulmustur cünkü."

Bibik, Temmuz 2005, Cezayir
Bibik'in bir yasina girdigi su günlerde hayvanlar üzerine olan düsüncelerimi gözden gecirirken, onu iyi ki bulmusuz diyorum ve daha önceleri, hatta cocukken bir hayvanla birlikte yasamadigim, yasayamadigim icin üzülüyorum bazen. Simdi simdi anliyorum ki, bir hayvanla paylasilan bir yasam, cok hos incelikler, detaylar katiyor hayatimiza.
Haydar Ergülen, kedisi Misir'dan bahisle "ben onu sevince anladim bir kedinin neleri anladigini" diyor bir yazisinda. Hayvanlari uzaktan - sokakta ya da bir baskasinin evinde- sevmekle anlasilamayacak bir sey bu. Birebir iliski icerisinde yasananlar bambaska.

Bibik, Aralik 2005, İstanbul
Kuş üzümüdür kediler,Haydar Ergülen
Kedilerin Dokuz Duygusal Cani, Jeffrey Moussaief Mason,Kitap Yayinevi
Nurullah Atac
Gecen yil nisan ayinin son günlerinde yolda giderken rastlamistim ona.
Bir sepetin icinde 3 minik kedi yavrusu.
İkisi deve tüyü renginde; biri irice, biri zayif ve halsiz, ücüncü ise alacali, mavis gözlü.
Alisveristen dönüyordum, torbamda firindan yeni aldigim ekmekler vardi. O ekmeklerin kokusundan mi, sicak bir yuva arayisinda olduklarindan mi, birakmadilar beni bir süre.
Ne yapacagimi bilemedim önce. Birakip gitmeye icim elvermedi, ücünü birden eve götüremem...Acikli acikli miyavliyorlardi. Yakinda bir veteriner oldugunu hatirladim, oraya götürürsem belki onlar bu yavrulara birer yuva bulabilirlerdi. Derken beyaz önlüklü bir kadin gördüm kaldirimda. Kedilerin seslerini duyup cikmis, veterinerde calisiyormus, adi Yasmin. Ona biraktim kedileri, gidip bakkaldan süt aldim, Yasmin'e verdim ve eve döndüm.
Yaklasik on gün sonra kediler nasil diye ugradigimda ikisi ölmüs, o cakir gözlü kedi kalmisti geriye. Pek iyi görünmüyordu... Ciktim, biraz dolastim, düsündüm, Soner'i aradim, kediyi eve getirmeye karar verdik. Bilge Karasu okudugumuz günlerdi, adini Bibik koyduk.

Bibik, Haziran 2005, Cezayir
Bir hayvanla yasamak kolay sey degil.
Bir hayvanla iliski kurmak, ona sevgi ve saygi göstermek, sabirli olmak demek. Her seyden önce böyle bir iliskiye hazir olmali insan.
Bilge Karasu'ya kulak verelim yeniden:
"Unutmamak gerek; birbirimize gücümüzü göstere göstere, bu gücü karsilikli olarak, ayarlaya ayarlaya alisiriz birbirimize. Gerci insan, gücünü göstermekten biraz fazlaca hoslaniyor olabilir; en azindan, daha yolun basinda, daha güclü oldugunu anlatmak ister. Hayvanin egitimi dedigimiz sey, güc gösterisidir. Hayvani bizimle yasamaga alistiriyoruz; egitiyoruz. Ne var ki,tek yönlü görünen bu egitim de, gercekte karsiliklidir. İnsan "egitilmeye razi olmazsa, önce, hayvana aci cektirir. Sonrasini düsünmeyelim. Ortaklik bozulmustur cünkü."

Bibik, Temmuz 2005, Cezayir
Bibik'in bir yasina girdigi su günlerde hayvanlar üzerine olan düsüncelerimi gözden gecirirken, onu iyi ki bulmusuz diyorum ve daha önceleri, hatta cocukken bir hayvanla birlikte yasamadigim, yasayamadigim icin üzülüyorum bazen. Simdi simdi anliyorum ki, bir hayvanla paylasilan bir yasam, cok hos incelikler, detaylar katiyor hayatimiza.
Haydar Ergülen, kedisi Misir'dan bahisle "ben onu sevince anladim bir kedinin neleri anladigini" diyor bir yazisinda. Hayvanlari uzaktan - sokakta ya da bir baskasinin evinde- sevmekle anlasilamayacak bir sey bu. Birebir iliski icerisinde yasananlar bambaska.

Bibik, Aralik 2005, İstanbul
Kuş üzümüdür kediler,Haydar Ergülen
Kedilerin Dokuz Duygusal Cani, Jeffrey Moussaief Mason,Kitap Yayinevi
Saturday, July 30, 2005
Bibik
Monday, July 25, 2005
Bibik balkonda
Subscribe to:
Posts (Atom)

