Showing posts with label müzik. Show all posts
Showing posts with label müzik. Show all posts

Saturday, April 04, 2009

Tropicalia

Caetano Veloso demisken 2007 yilinda bizim evde en cok dinlenen iki albumu anmadan gecmek olmaz: Tropicalia ve Brazil 70:New Directions In Brazil Music After Tropicalia.
Tropicalia,1960 larda brezilya'da ortaya cikan muzikal bir akim. CD,donemin kisa bir tarihcesini anlatan bir kitapcikla beraber geliyor.
Soul Jazz etiketiyle cikan albumlerden bir kac parca dinlemek icin tiklayin.

Saturday, March 28, 2009

En sevdigim filmlerden biri,Talk to Her (yonetmen Pedro Almadovar)den bir parca.
Yillar oldu seyredeli,bugun bir cafede otururken sanki bu parca calindi kulagimiza,eve gelince yeniden dinlemek istedim.Caetano Velaso soyluyor.

Tuesday, October 07, 2008

Büyükler için çocuk şarkıları

Türkiye'den yeni geldik.Gelirken de yine epeyce kitaplar ve CD getirdik.
Yazmak istedigim cok sey var ama bir yerden baslayayim, suskunlugumuzu bu güzel albümle bozalım istedim.



Bu albümden haberdar değildik. Defne için güzel Türkçe müzik CDleri alalım diye bakınırken gözümüze çarptı.

Bülent Ortaçgil, albümünün hikayesini şöyle anlatıyor:
“Aşağı yukarı 20 yıl önce, Çekirdek Sanatevi’nin en hızlı zamanında bize TRT tarafından çocuk şarkıları yapmamız önerildi; Kabul ettik ve bir iki hafta gibi (hafızam beni yanıltmıyorsa!) kısa sürede hepsini yazdık ve kaydettik. O sıralar bize yoldaşlık eden Erkan Oğur ve Fahir Atakoğlu; hatta dev rolünde İ. Hakkı Demircioğlu da kayıtlarda yer aldılar. TRT’de 1 kez çocuk programında yaptıklarımız yayınlandı ve kaldı.
Zaman içinde Çekirdek dağıldı, ben Fikret’le ayrıldım ve ortak yaptığımız, kimin neresinde ne kadar payı olduğunu hatırlamadığım bu güzel çocuk şarkıları da ancak Fikret’i kaybettikten sonra arşivinde oğlu Yağmur tarafından bulundu. Yılların tahrip ettiği 4 kanallı orijinal teyp bantları İhsan Apça tarafından temizlendi, yayına hazırlandı. Tek bir nokta dışında her şey dinlenebilir durumdadır. Birinci parçadaki o nokta tamir edilemedi, üzgünüz. Ancak bu güzel çocuk şarkılarını dinleyicilere sunmak ve kalıcı hale dönüştürmek üstelik bunu Halkevleri desteğiyle gerçekleştirmek beni keyiflendiriyor. Çok iyi tanıdığımı sandığım Fikret de yaşasaydı o da aynı keyfi alırdı eminim”.

Biz cok sevdik bu albümü, bugünlerde tekrar tekrar dinliyoruz.

Sunday, April 06, 2008

Thursday, April 03, 2008

Ergo Phizmiz

Ben yine,bugün yarin blog'u güncelleyeyim derken aradan 2 ay geçmiş.
Yazacak çok şey birikmiş,şimdilik bugünlerde çokca dinlediğimiz bir sanatçıdan bahsedeyim:
Ergo Phizmiz,New York'ta yaşayan yaratıcı, avant-garde bir müzisyen.


Biz, Ergo Phizmiz'in WFMU radyo istasyonundaki programlarını ( 67 dakikalık ses cümbüşlerini ) dinliyoruz.Kendisi fon müziği olarak da çok sevdiğimiz Jacques Tati'nin film müziklerini kullanıyor.
Dinlemek için tıklayın.

Thursday, September 13, 2007

Minik kulaklar için

Bugünlerde bizim evde DJ'liği Defne ele aldı.
Bu CDleri çok seviyor. Bazı şarkıları duyar duymaz gülümsemeye, kafasını sağa sola sallayıp dansetmeye başlıyor.


Bu Cd'yi hamileyken katıldığım doğuma hazırlık kurslarına giderken, hastanede, bir tezgahta görüp almıştım. 50 penny gibi komik bir fiyata satılıyordu. Bir öğretmen hazırlamış bu CD'yi. Hareketli çocuk şarkıları, arka planda bebek ya da hayvan sesleri var; çok güzel.





Brazillian Lullaby'ı bir kaç yıl önce İstanbul'dan almış ve çok beğenmiştik. Şimdi Defne'yle dinliyoruz. O da sevince, bir kaç hafta önce Cuban Lullaby'i aldık. Bu, Elipsis Arts tarafından hazırlanmış bir ninni serisi. CD'lerin kapakları da, broşürler de çok güzel. Amazon'da şarkılardan kısa bölümler var, isterseniz dinleyebilirsiniz.

Sevgili Elif, bir süre önce Rockabye Baby den bahsetmişti. Bebeğinizle Radiohead dinlemek ister misiniz? Ya da U2?
Biz buradan henüz bir şey almadık ama siteye girince başlayan Radiohead parçasını çok seviyoruz.




Defne, Vashti Bunyan'ı çok seviyor. Kimbilir, belki de ben hamileyken onun albümlerini çok dinlediğim içindir. Vashti Bunyan'ın ilginç bir hikayesi var. Okumak isterseniz tıklayın.Ben özellikle Look Aftering albümündeki Here Before şarkısını çok seviyorum.

once I had a child
she was smiling like sunshine
she could see it all
like she'd been here before



...ve Bach. Bir keresinde Defne, oyuncağını bir kenara bırakıp gerçekten Bach dinlemeye başlayıp bizi çok şaşırtmıştı.

Wednesday, September 12, 2007

Tuesday, September 11, 2007

Wednesday, September 05, 2007

Comicopera




Robert Wyatt'in yeni albümü Comicopera 8 Ekim'de piyasaya çıkıyormuş.
15 Ekim'de de Londra'da Southbank Center'da bir söyleşi yapacakmış.(Bugün de Orhan Pamuk söyleşisi var Southbank'te) Defne'yi bırakıp bir yere gidemiyoruz ama Robert Wyatt'a en azından Soner'in gitmesini çok isterim.

Thursday, November 02, 2006

Barbican Centre'de gecirilen bir aksam

22 Ekim pazar gününe dair gecikmis bir not

Yeni bir ülkede gecirilen ilk gunlerin heyecani. Gorulecek, gezilecek ne cok yer var, dinlenecek müzikler, tadilacak tatlar, arsinlanacak sokaklar...
Pazar günü trene binmis Londra’ya giderken bunlari dusunuyorum.
Yagmur damlalari pencereleri islatiyor.
Waterloo istasyonu son durak.
Buradan metroyla Barbican Centre’a gidiyoruz.
Barbican Centre, Avrupa’nin en buyuk sanat kompleksiymis.
Sehrin gobegindeki bu devasa merkez, 1960 li yillarda insa edilmis. Tiyatrolari, cafeleri, rezidanslari,sinemalariyla Barbican Centre, BBC’nin 2003 yilinda yaptigi bir ankete gore sehrin en cirkin binasi secilmis.


Barbican Centre

İceri girer girmez saat sekizdeki Toumani Diabete konseri icin biletlerimizi aliyoruz.
Ama ondan once ucretsiz birkac konser var.
Once El Tanburi grubundan Hassah El Ashry, simsiyya denilen geleneksel bir calgiyla cikiyor sahneye. Sonra Suriyeli kanun sanatcisi Abdullah Chhaddeh grubu Nara'yla birlikte cikiyor. Sonrasinda Sierra Leonalı Abdul Tee Jay cikiyor, Bati Afrika'dan blues ezgileri.


Toumani Diabete

Yemekten sonra konser salonuna geciyoruz. Mali'li kora sanatcisi Toumani Diabete, Symmetric Orchestra'yla sahnede. Bati Afrika'nin degisik ülkelerinden gelen grup üyelerinin enerjik müzigiyle güzel bir gece geciriyoruz.
Dinlemek isterseniz soyle buyrun.

Not:Fotograflar internetten alinmistir.

Monday, February 13, 2006

Bugünlerde_3

Sanatin Öyküsü'nden sonra Sanat Dünyamiz'in (YKY) "Baslangicindan günümüze Türk resmi icin bir müze denemesi" baslikli sayisini karistiriyorum bugünlerde.

"Müze Denemesi" nin ne anlama geldigini Enis Batur, "Binbir Müzeden Biri" baslikli yazisinda söyle anlatiyor:

“Müze”, sözün gelişi. Ferit Edgü haklı: Bir müze böyle yapılmaz. Ali Akay haklı: Sanat ayrıştırılmamalı; bir müzede resim, yontu, yerleştirme, fotoğraf, video vb. yanyana gelmeli.
Bir derginin, buna karşılık, ‘başlangıcından günümüze' Türkiye'de resim sanatının genel serüvenini yansıtacak bir özel sayı hazırlamasında, geniş bir seçiciler kurulunun yönlendirmesiyle 600 yapıtlık bir toplamı, özellikle genç kuşak izleyicilerini, meraklılarını düşünerek yanyana getirmesinde, kendi payıma bir sakınca görmüyorum. Bu ‘tuhaf fikir' bana ait; Edgü ya da Akay gibi gerekçeli karşıçıkanlar, Adnan Çoker ya da Mehmet Güleryüz gibi (sözgelimi) gerekçeli destekleyenler olunca, binbir müze denemesinden birini gerçekleştirme yolunu seçtik.

*

The World of Traditional Music, Radio France tarafindan 2003 yilinda yayinlanmis 7 CDlik bir setten olusuyor. Her CD'nin icinde,o CD'de yer alan sarkilar ve sanatcilarla ilgili bilgiler iceren ufak bir brosür de var.
Türkiye'den Talip Özkan ve Cinuçen Tanrikorur'un parcalarina yer verilmis.

Wednesday, February 01, 2006

I Send You this Cadmium Red




Birkaç gün önce I Send You this Cadmium Red'i okudum. Bu kitap, John Berger ve sanatci dostu John Christie'nin birbirlerine yazdıkları mektuplardan olusuyor.
İki arkadas renklerle ilgili bir calisma yapmayi, belki de bir kisa film cekmeyi düsünüyorlarmis. John Christi, nasil baslasak diye düsünürken, John Berger "Sadece bir renk gönder" deyivermis ve baslamislar yazismaya.
Mektuplara ek olarak birbirlerine cesitli cizimler ve resimler de göndermisler ki, kitabin en önemli özelligi de bütün bunlarin cok güzel bir baskiyla biraraya getirilmis olmasi.
John Christie, "I send you this cadmium red" diyerek baslar ilk bölüme. John Berger kirmizinin bu tonunu "masum" olarak nitelendirir, "cocuklugun kirmizisi".
"Perhaps my favourite red is Caravaggio's. He uses it in painting after painting. (The Death of the Virgin in the Louvre for example)
The red by which you swear to love forever. The red whose father is the knife. The red which Naguib Mahfouz was thinking about in Cairo, when he wrote: "The beloved may absent herself from existence, but love does not."

Tuesday, January 17, 2006

Bugünlerde_1

Yeni bir baslik ekledim, yan tarafa: "Bugünlerde" diye, bugünlerde okuduklarimi, dinlediklerimi paylasmak amaciyla.

Bugünlerde Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ini okuyorum. Yillar önce, lisedeyken Sessiz Ev'i okumaya calismis, kitaba pek de isinamamistim. Sonra da mesafeli durdum Orhan Pamuk'un kitaplarina. Ta ki gecen yaz, İstanbul: Hatiralar ve Sehir'i okuyana dek. Benim Adim Kirmizi'dan sonra, bugünlerde Kara Kitap'in sayfalari arasinda dolasiyorum.

"Kimse bana kitap hediye edemez", Milliyet Kitap Eki, Orhan Pamuk söylesisi

Otha Turner & the Afrossippi Allstars'i Epitonic adli müzik sitesinden bulduk. Bugünlerde odamda "Senegal to Senatobia"nin tinilari yankilaniyor. Epitonic'te yer alan tanitim yazisindaki gibi, "Senegal to Senatobia"yi dinlerken gözlerinizi kapayin ve yagmurda dans ettiginizi hayal edin.

Sunday, July 31, 2005

Natacha Atlas konseri

Cezayir'e geldigimizden beri dunya muzikleri daha cok ilgimizi cekiyor. Bir suredir burada yasamamizin, zaman zaman ARTE'de yeryuzunun degisik bolgelerinden muzisyenleri seyretmemizin,farkli kulturleri tanima arayisi icinde olmamizin buyuk etkisi var.
Burada da Kabil bolgesinden ( Cezayir'in kuzeydogusu, Berberilerin yasadigi bolge ) pek cok muzisyen tanidik, dinledik. Ne zamandir bir konsere gidelim diyoruz ama bir turlu denk gelmiyordu. Ya haberimiz olmuyor - burada cok iyi duyuru yapilmiyor maalesef- ya da biletler tukenmis oluyor - askeri ve mulki erkana bedavaya dagitiliyormus biletler. Sonunda gecen hafta Natacha Atlas'in gelecegini ogrendik ve bilet almayi basardik. ( Bu arada internette dolasirken gordum, gecen yil Ekim ayinda Babylon'a gelmis N.Atlas ve biletler 33.5 milyon liraymis. Ayiptir soylemesi biletler burada 300 dinardi, yani yaklasik olarak 3 euro)
Babasi Misirli, annesi Ingiliz olan Natacha Atlas, Belcika' da buyumus. Dogu ile Batiyi sentezleyen muzikler yapiyor ve cok etkileyici bir sesi var. Jocelyn Pook adli baska bir muzisyenin grubuyla birlikte cikti sahneye. Bir suredir birlikte calisiyorlarmis. Keman, kanun, darbuka, tef, cello esliginde guzel bir gece gecirdik.
Ilerleyen dakikalarda bir sarki soyledi ki , cok tanidik geldi bize ama bir turlu animsayamadik nerden bildigimizi bu sarkiyi. Butun gece dilimize dolandi durdu.
Bu sabah CDleri karistirken bulduk sonunda. Bizdeki "Desert Blues/Ambiances du Sahara" adli CD' de bu sarkiyi Hamza El Din adli Sudanli bir sanatci soyluyor. Aslinda geleneksel bir sarkiymis bu. Dinlemek isterseniz, tiklayin. Ambiances du Sahara